Dolar
Euro
Sterlin
BTC/USD
BİST-100
Gram Altın
Gram Gümüş
Dolar
Euro
Sterlin
BTC/USD
BİST-100
Gram Altın
Gram Gümüş

Türkiye’de geri dönüşümü bir zorunluluktan çıkarıp ‘kazanca’ dönüştüren Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) Sistemi, 1 Temmuz itibarıyla 81 ilde resmen hayata geçti. Vatandaşlar artık içecek kutularını çöpe atmak yerine iade ederek hem doğayı koruyacak hem de para kazanacaklar.

Sevgi PİLGİ

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda, Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA) tarafından yürütülen Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) Sistemi, Türkiye genelinde uygulanmaya başladı. Ulusal entegrasyon süreciyle birlikte DOA logolu içecek ambalajları artık ülke genelinde kaynağında ayrı toplanarak dijital olarak izlenecek ve yeniden ekonomiye kazandırılacak. Bireysel iadelerde günlük üst limit 200 ambalaj olarak uygulanacak. Teşvik bedelleri DOA Cüzdan’a aktarılacak; kullanıcılar biriken bakiyelerini banka hesaplarına transfer edebilecek, ATM’lerden çekebilecek veya alışverişlerinde kullanabilecek.

Türkiye’nin kaynak yönetiminde güçlü dönüşümü

Bu süreci bir geri dönüşüm uygulamasından çok, Türkiye için önemli bir kaynak yönetimi seferberliği olarak gördüklerini söyleyen Türkiye Çevre Ajansı Başkanı Nurullah Öztürk, “Bu seferberliğin başarısı; vatandaşlarımızın, marketlerimizin, bakkallarımızın, otel, restoran ve kafelerimizin, üreticilerimizin, yetkilendirilmiş operatörlerimizin ve tüm paydaşlarımızın ortak katkısıyla mümkün olacak. İnanıyoruz ki el birliğiyle DYS’yi kısa sürede günlük hayatın doğal bir parçası haline getirecek ve Türkiye’nin kaynak yönetiminde güçlü bir dönüşümü birlikte başaracağız” dedi.

Türkiye ekonomisine katkı

Depozito Yönetim Sistemi ile Türkiye genelinde güçlü bir geri dönüşüm seferberliği başlattıklarını dile getiren Nurullah Öztürk, “Her yıl milyarlarca içecek ambalajını yeniden ekonomiye kazandırarak çevre kirliliğini azaltmayı, doğal kaynaklarımızı korumayı ve Türkiye’nin döngüsel ekonomi dönüşümünü güçlendirmeyi hedefliyoruz. Sistem tam kapasiteye ulaştığında yaklaşık 37 bin ton sera gazı emisyonunun azaltılmasını, 1,3 milyar kilovatsaat enerji tasarrufu sağlanmasını ve 3,6 milyon varil petrol kullanımının önlenmesini öngörüyoruz. Bunun yanında içecek ambalajı hammaddesi ithalatında yüzde 35 ila 40 oranında azalma bekliyoruz. Depozito İade Makineleri üretiminden yazılım teknolojilerine, lojistikten geri dönüşüm sanayisine kadar uzanan yeni bir ekosistem oluşturarak yatırım ve istihdamı destekleyecek, dışa bağımlılığı azaltacak ve Türkiye ekonomisine yıllık yaklaşık 30 milyar liralık katkı sağlayacağız” ifadelerine yer verdi.

Hızlı ve pratik bir kullanıcı deneyimi

DYS’yi hızlı ve pratik bir kullanıcı deneyimi sunacak şekilde tasarladıklarını söyleyen Öztürk, “Vatandaşlarımız DOA Mobil Uygulamasını indirerek sisteme kolaylıkla kaydolabiliyor, uygulama üzerinden kendilerine en yakın Depozito İade Makinesini veya iade noktasını kolaylıkla görüntüleyebiliyor. DYS işaretli ambalajlarını teslim ettiklerinde ise teşvik bedelleri anında DOA Cüzdanlarına aktarılıyor. Türkiye’yi bu alanda farklılaştıran en önemli özelliklerden biri de uçtan uca dijital altyapımız. İade edilen her ambalaj sistem tarafından anında doğrulanıyor, tüm süreç güvenli ve izlenebilir şekilde yönetiliyor. İade noktalarımızı her geçen gün daha da yaygınlaştırarak vatandaşlarımızın sisteme ülkemizin her noktasından kolaylıkla erişebilmesini sağlamayı hedefliyoruz. Vatandaşlarımız sistemden oldukça basit bir şekilde yararlanabilecek. DYS işaretli PET, cam ve alüminyum içecek ambalajlarını Depozito İade Makinelerine ya da sisteme dahil manuel iade noktalarına teslim edecekler. Sistem, iade edilen ambalajı doğruladıktan sonra her uygun ambalaj için 1 TL teşvik bedelini vatandaşlarımızın DOA Cüzdanlarına aktaracak. Vatandaşlarımız DOA Cüzdanlarında biriken bakiyelerini banka hesaplarına transfer edebilecek, ATM’lerden çekebilecek ya da alışverişlerinde kullanabilecek. Bireysel iadelerde sistemin adil ve sürdürülebilir işlemesi için günlük üst limit 200 ambalaj olarak uygulanacak” cümlelerine yer verdi.

Daha verimli bir üretim modeli

DYS’nin, ambalaj üreticileri ve içecek sektörü için yeni bir kaynak yönetimi anlayışı getirdiğini söyleyen Öztürk, “Üreticiler artık yalnızca ürünü piyasaya sunan değil, kullandıkları ambalajın yeniden ekonomiye kazandırılmasına katkı sağlayan bir yapının parçası olacak. Bu yaklaşım, dünyada da yaygın olarak uygulanan Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu ilkesine dayanıyor. Sistem sayesinde ambalajlar dijital olarak izlenecek, güvenli şekilde geri dönüşüm zincirine dahil edilecek ve yeniden üretimde kullanılabilecek kaliteli bir hammaddeye dönüşecek. Bu da üreticiler için daha sürdürülebilir, daha izlenebilir ve daha verimli bir üretim modeli anlamına geliyor. Aynı zamanda geri dönüştürülmüş hammadde kullanımını artırarak ithal hammaddeye bağımlılığın azaltılmasına da önemli katkı sağlayacak” dedi.

Öztürk, sistemin sanayide döngüsel ekonomi anlayışına katkısını şu şekilde anlattı: “DYS’nin sanayide döngüsel ekonomi anlayışına en önemli katkısı, ambalajları atık olmaktan çıkarıp yeniden üretimde kullanılabilecek kaliteli hammaddeye dönüştürmesi olacak. Böylece sanayimizin ihtiyaç duyduğu geri dönüştürülmüş hammaddenin daha yüksek oranda yurt içinden karşılanması sağlanacak. Bu yapı, doğal kaynakların daha verimli kullanılmasına, yerli üretimin desteklenmesine, dışa bağımlılığın azaltılmasına ve Türkiye’nin döngüsel ekonomi dönüşümünün güçlenmesine katkı sunacak.”

Geri dönüşüm zincirine dahil edilecek

Geri dönüştürülen PET, cam ve alüminyum ambalajların ekonomiye kazandırılması konusunda en somut hedeflerden birinin, Türkiye’de her yıl tüketilen yaklaşık 25 milyar içecek ambalajının yeniden üretimde hammadde olarak değerlendirilmesi olduğunu dile giren Öztürk, “Sistemin yaygınlaşmasıyla içecek ambalajı hammaddesi ithalatında yüzde 35 ila 40 oranında azalma öngörüyoruz. DYS’nin Türkiye ekonomisine yıllık yaklaşık 30 milyar liralık ekonomik değer kazandırmasını bekliyoruz. Sıfır Atık Hareketi, Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde ülkemizde çevre konusunda çok güçlü bir farkındalık oluşturdu. DYS ise bu vizyonun günlük hayata doğrudan dokunan en önemli uygulamalarından biri. Artık vatandaşlarımız kullandıkları içecek ambalajlarını çöpe atmak yerine sisteme iade ederek geri dönüşüm zincirine dahil edecek. Böylece Sıfır Atık anlayışı, günlük yaşamın doğal bir parçası haline gelecek” şeklinde konuştu.

Kalıcı bir geri dönüşüm kültürü

DYS ile amaçlarının yalnızca daha fazla ambalaj toplamak değil; kalıcı bir geri dönüşüm kültürü oluşturma olduğunu söyleyen Öztürk, vatandaşların, işletmelerin, üreticilerin, yerel yönetimlerin katkısıyla Sıfır Atık Hareketi’ni yeni bir aşamaya taşıyacaklarını, kaynaklarını daha verimli kullanan ve çevresini daha güçlü koruyan bir Türkiye hedefine önemli katkı sağlayacaklarını ifade etti.

Sistemle birlikte Türkiye’de her yıl tüketilen yaklaşık 25 milyar içecek ambalajının yeniden ekonomiye kazandırılması hedefleniyor. Bu ambalajlar DYS işaretli PET, cam ve alüminyum içecek ambalajlarını kapsıyor. Bugün bu ambalajların önemli bir bölümü geri dönüşüm sisteminin dışında kalıyor. Türkiye Çevre Ajansı, DYS ile bu kaybı önlemeyi amaçlıyor.  Söz konusu ambalajlar bir araya geldiğinde yaklaşık 100 bin futbol sahasını kaplayacak bir hacme ulaşıyor. Hedef yalnızca atığı toplamak değil, bu büyük kaynak potansiyelini yeniden üretime, ekonomiye ve döngüsel sisteme kazandırmak.

Karbon emisyonlarının azaltılması açısından sistemin temel katkısının, ambalajların kontrolsüz biçimde atık haline gelmesi yerine geri dönüşüm zincirine alınması ve birincil hammadde ihtiyacının azaltılması olacağını söyleyen Öztürk, “PET, cam ve alüminyum ambalajların yeniden üretimde kullanılması, doğal kaynakların daha verimli değerlendirilmesini sağlayacak. Bu yönüyle DYS yalnızca bir atık toplama uygulaması değil; ithal hammadde ihtiyacını azaltan, kaynak verimliliğini artıran ve döngüsel ekonomiyi güçlendiren bir kaynak yönetimi modeli olarak çalışacak” dedi.

“Sistemi adım adım daha erişilebilir hale getireceğiz”

Türkiye genelinde depozito iade makinelerinin yaygınlaştırılması için üç aşamalı bir yol haritası izlediklerini söyleyen Öztürk, sözlerini şöyle tamamladı: “İlk fazda 2025 yılında Sakarya’da pilot uygulamalarla sistemi sahada test ettik. 1 Temmuz itibarıyla ise ikinci faza, yani ulusal entegrasyon sürecine geçtik. Bu aşamada DYS 81 il ve 973 ilçede uygulanacak seviyeye ulaşmış durumda. Üçüncü ve son fazda ise hedefimiz sistemi Türkiye’nin her noktasında aynı standartta çalışan, vatandaşlarımızın kolaylıkla erişebildiği kalıcı bir yapıya dönüştürmek.  Elbette bu ölçekte bir dönüşümde ilk günden her noktada aynı kapasiteye ulaşmak zaman alacak. Bu nedenle ulusal entegrasyon sürecini sahadan gelen geri bildirimlerle birlikte yöneteceğiz. İhtiyaç duyulan bölgelerde makine kapasitesini artıracak, teknik altyapıyı güçlendirecek ve sistemi adım adım daha erişilebilir hale getireceğiz. Hedefimiz, bir yıl içinde Türkiye’nin her mahallesinde vatandaşlarımızın kolaylıkla ulaşabileceği en az bir depozito iade noktasını hizmete almak.  Bu süreçte yalnızca Depozito İade Makinelerinin sayısını artırmakla kalmayacağız. Manuel iade noktalarına da gerekli saha ekipmanlarını sağlayarak işletmelerin sisteme güçlü şekilde katılmasını destekleyeceğiz. Marketler, süpermarketler, bakkallar ve büfeler vatandaşlarımız için iade noktası olarak hizmet verirken, nihai hedefimiz ambalajlı içecek satan her işletmenin aynı zamanda bir iade noktası haline gelmesi olacak.”

Kaynak: Haber Merkezi

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir